Ana Menü
 
 
Hizmetleri
 
Hizmetleri
 
-----------
 
---------------
 
 
Özgül Öğrenme Güçlüğü

İçindekiler :

1- Özgül Öğrenme Güçlüğü
2- Özgül Öğrenme Güçlüğünün Nedenleri
3- Özgül Öğrenme Güçlüğünün Özellikleri
4- Özgül Öğrenme Güçlüğü Olan Çocukların Kaynaştırma Yoluyla Eğitimi ve Sınıf Öğretmenine Öneriler

 

ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

    Özgül öğrenme güçlüğü, zihinsel ve fiziksel herhangi bir geriliği olmayan bireylerin kendilerinden beklenen akademik becerileri kazanamama durumudur. Okuma-yazmada, zaman kavramında, yer ve yön kavramında, düşünme ve kendini ifade etmede, dinlemede, akıl yürütmede, matematik becerilerinin kazanılmasında ve kullanılmasında yaşanan zorluklardır. Öğrenme güçlüğünü diğer problem alanlarından ayıran özellik; görme-işitme kusuruna, zihinsel geriliğe, duygusal bir bozukluğa dayalı olmaması ya da nörolojik bir hastalığa bağlı olmamasıdır. Kısaca Özgül Öğrenme Güçlüğü; zekası, görmesi, işitmesi yeterli; dil gelişmesi okumayı öğrenebilecek düzeyde olmasına, öğrenme için gerekli güdünün bulunmasına karşın, okuma öğreniminde başarısız olan çocuklarda görülen durumdur.
Öğrenme ve algılama sorunu çocuğun doğumu ile başlar. Eğitim süreci içinde edinilemez. Yaşam boyu süren bir bozukluktur. Dil gelişimi ve kullanımı, konuşma, okuma-yazma, matematik becerilerini etkileyen bir sorun olduğu için, bireyin eğitimini, mesleğini, sosyal ilişkilerini, günlük aktivitelerini, benlik saygısını etkiler.
Özgül öğrenme güçlüğü zihinsel öğrenme yetersizliği ile karıştırılmaktadır. Özgül öğrenme güçlüğü zihinsel öğrenme yetersizliği değildir. Özgül öğrenme güçlüğü zekası normal ve normal üstü çocuklarda görülen bilginin kazanılmasında ve işlenmesinde zorlanma olarak kendini gösteren öğrenmeyle ilgili bir güçlüktür.
Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklarda öğrenmenin algılanmasında, dış çevreden gönderilen  uyaranların beyine  ulaşmasında ve bunların anlamlandırılmasında problemler vardır.  Bu öğrenmeleri algılamada ve anlamlandırmada görülen bozukluklar üç türlüdür.

  1. Görsel algı bozuklukları; Görsel algı bozukluğu, şekil-pozisyon algı bozukluğu, şekil-zemin algısındaki  bozukluk ve uzaklık-derinlik-boyut algısındaki bozukluk olarak gruplandırılır.

Şekil –pozisyon algı bozukluğu, çocuk gördüğü şeyin şekil ve pozisyonunu algılamakta güçlük çeker. Harf ve rakamları ters yada dönmüş olarak okur. Örneğin “d” sesini “p” gibi, “6” rakamını “9” gibi algılayabilir.
Şekil –zemin algısındaki bozukluk,  bir bütünün parçalarına yoğunlaşmada yaşanan zorluktur. Bu durum okuma becerisindeki yetersizlik olarak görülür. Satır atlamada ses ve heceleri karıştırma şeklinde görülebilir.
Uzaklık-derinlik-boyut algısındaki bozukluk, göz-el koordinasyonu uzaklık derinlik algılamalarının bozulması olarak görülür. Yer-yön karmaşası vardır. Sağ sol ayrımını yapmakta zorluklar gibi kendini gösterir.

  1. İşitsel algı bozuklukları; Sesler eksik yanlış ya da farklı algılanabilir. İşitsel algı bozukluğu aynı anda işitilen sesleri ayırt edilmesi veya sesin geldiği yerin bilinmemesi gibi bozukluklardır. Heceleri, harfleri ve kelimeleri yanlış algılama şeklinde kendini gösterir.
  2. Dokunsal algı bozuklukları; Dokunsal olarak gelen uyaranların karıştırıldığı bir bozukluktur. Sıcağı- soğuğu, kalınlık-incelik, uzunluk- kısalık durumlarının algılanmasında ki bozukluktur. Gözleri kapatıldığında nesneleri dokunma duyusuyla tanımlayamadığı görülmektedir.

 

ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN NEDENLERİ

     Özgül öğrenme güçlüğünün  nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ancak yapılan araştırmalara göre aşağıdaki faktörlerin özgül öğrenme güçlüğüne neden olduğu sanılmaktadır.
1)Genetik Etmenler: Bazı araştırmalara göre öğrenme yetersizliği olan çocukların % 25-60’nda sorunun genetik olduğu bildirilmiştir. Özgül öğrenme güçlüğü olan çocukların anne babalarında benzer sorunlar olma olasılığı normal  populasyondan 5-12 kat fazla, ikiz çocuklarda ise  (bir çocukta varsa diğerinde olma olasılığı yüksek) özgül öğrenme güçlüğü olma olasılığı yüksektir.
2)Beyin Hasarı: Çocuğun geçirmiş olduğu  kazalar, çarpmalar ve birtakım hastalıklar sonucu beyinde meydana gelen  hasarlar  da özgül öğrenme güçlüğüne neden olabilir.

3)Norolojik Fonksyonlarda Bozukluk: Öğrenme için gerekli olan aşamalardaki bozukluklar
a) Girdi-Çıktı : Gelen bilgilerin duyu organlarıyla beyine girmesi, algılanmasıdır.  Özgül öğrenme güçlüğü olan kişi  bu aşamada harfleri ters algılayabilir. Örneğin; “b”yi “d”, “6”yı “9”, “z”yi “s” gibi ya da “çok” yerine “koç”, “ev” yerine “ve”, seslerde ise “f-v”, “b-m”yi  karıştırma, sağ-sol karıştırma gibi.
b) İşlem: Gelen bilginin kaydedilip, organize edilmesi, anlaşılması, yorumlanmasıdır. Bu alanda sorun olması günlerin, ayların, alfabedeki harflerin yerlerinin karıştırılması gibi sorunlar yaşanabilir.
c)Bellek: Anlaşılan bilgilerin tekrar kullanılmak üzere depolanmasıdır. Öğrenme bozukluklarında daha çok kısa süreli bellek sorunları görülür.

Ayrıca annenin hamilelik döneminde geçirmiş olduğu bir takım hastalıklar, alkol ve    uyuşturucu kullanımı, doğum esnasında yaşanan birtakım olumsuzluklar  özgül öğrenme güçlüğüne neden olmaktadır.

ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN ÖZELLİKLERİ

 

SÖğrenme güçlüğü çeken kişilerin dörtte üçüne ilköğretim ve ortaöğretim sıralarında karşılaşıldığı saptanmıştır. Özgül öğrenme güçlüğü gösteren çocuklara, okul çağında zihinsel kapasitelerinden beklenen okul başarısını gösteremediklerinde ve buna eklenen uyum ve davranış problemleriyle fark edilmeye başlanırlar.

SÖğrenme güçlüğü gelişimsel bir sorundur ve yaşam boyu sürer.

SBireyin dil gelişimini, dinleme, düşünme, okuma, yazma ve matematik becerilerini yoğunlukla etkileyen bir sorun olduğu için bireyin eğitimini, günlük aktivitelerini, benlik saygısını etkiler.

SÖzgül öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerin yazı yazmadaki güçlüğü üç ayrı biçimde açıklanabilir. Bunlar;  a)disgrafiya, b)göz önüne getirmede aksaklık,c)söz diziminde aksaklık
a)Disgrafiya; Disgrafiyalı çocuklar gördüğü sayıları, harfleri, sözcükleri yazabilmek için gereken hareketi yapamazlar.Gördükleri ile onu yazabilmek için yapılacak hareketler arasında köprü kuramaz, çağrışım yapamazlar. Bu güçlük disgrafiya diye tanımlanır.
b)Göz önüne getirmede aksaklık; Kimileri görünce sözcüğü tanır ve okur, kopya edebilir ama sözcüğü işitince harf ve sözcüğün yazılı biçimini, simgelerini göz önüne getiremez.  c)Söz diziminde aksaklık; Kimileri hem bakarak kopya edebilir, hem de ezbere kendiliğinden yazabilir ama düşüncelerini, yazmak istediklerini, derleyip toplayıp bir düzene sokamaz, yazı ile açıklayamaz, yazı ile başkalarına iletemezler. Bu çocuklar yazılı sınavlarda da başarı gösteremezler.

SÖzel öğrenme güçlüğü olan çocukların benlik algıları düşüktür. Bu çocuklar hiç bir şey yapamadıklarını, yeterince iyi olmadıklarını, yeterince zeki olmadıklarını düşünürler ve kendilerini değersiz ve kötü hissederler. Bu öğrenciler çabalarının kendilerine bir şey kazandırmadığını ve ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar öğrenemeyeceklerini düşünürler, yani öğrenilmiş çaresizliği yaşarlar.

SOkuma becerisi, hızı ve niteliği açısından yaşıtlarından geridir. Harf ses uyumu gelişmemiştir. Bazı harflerin seslerini öğrenemez harfin şekliyle sesini birleştiremez.

SAritmetikte zorlanır. Dört işlemi  yaparken yavaştır. Parmak sayar, yanlış yapar, problemi çözüme götürecek işleme karar veremez, sayı kavramını anlamakta güçlük çeker, bazı aritmetik sembolleri öğrenmekte zorlanır, karıştırır, sınıf düzeyine göre çarpım tablosunu öğrenmekte geridir.

SÖzgül öğrenme güçlüğü olan çocukların bazılarında fizyolojik yakınmalar ortaya çıkabilir.

SÖzgül öğrenme güçlüğü tanısı olan çocukların büyük çoğunluğu normal yada normalin üstünde zekaya sahiptirler.

S Okuma yazmada görülen zorlukları, matematikte görülen zorluklardan daha fazladır.

S Bu öğrenci tiplerinde, öğretilmeye çalışılan bilginin boyutunun artmasıyla daha fazla zorlandıkları görülmektedir,

S Öğrenme güçlüğünden doğduğu sanılan davranış bozuklukları, tanımlanan öğrenci tiplerinin genelinde mevcuttur.

SBazı çocuklar vardır ki herhangi bir işitme problemi olmadığı halde sesleri algılamakta güçlük çeker. Bu çocukların işitme engelli olduğu sanılmaktadır. Oysa ki bu çocuklar sesleri işitebilir, fakat bu seslerin ne olduğunu anlayamazlar. Ne konuşulan dil ne de çevrede işittikleri sesler onlara bir şey bildirmez. Sesle belli bir nesne ve ya davranış arasında bağlantı kuramazlar. Örneğin iskemle sözcüğü ile iskemleyi birleştiremez.

Sİşitme algısındaki problem etkisini yazı dilinde de gösterir. Bu çocuklar herhangi bir yazıyı örneğin tahtadaki yazıyı çok iyi kopya edebilirler. Ancak işittiklerini veya öğretmenin söylediklerini yazamazlar.

Sİşitme, söylemeden önce geldiği için işitileni anlamakta güçlük yaşayan  bu çocuklar konuşmada da  problem yaşarlar.

SBazı çocuklar bir sözcük bile söyleyemezler. Bunlar ihtiyaçlarını işaretle, pandomim veya resimle bildirmeye, anlatmaya çalışırlar. Bu çocuklar duygu, özellik bildiren kelimeleri anlayamazlar ve sıfat kullanmazlar.

SBazı çocuklarda ekolali (konuşma tekrarı) denen olay görünür. Bunlar işittiklerini hiç düşünmeden, anlamadan olduğu gibi ya da cümlenin bir iki sözcüğünü tekrarlarlar.

SBazı çocuklar okumakta da güçlük çekerler. Bu çocuklar harfleri, sözcükleri görünce tanırlar ve okurlar ama ne okuduklarını anlamazlar.

SÖğrenme güçlüğü olan çocukların çoğu dizeyi ardı ardına sırayla anımsayamaz. Örneğin; sözcükteki harflerin ya da seslerin sırasını belleyemez veya haftanın günlerini bildiği halde onları sıra ile söyleyemez.

SBazı çocuklar ise gördükleri şeyleri sıraya sokamazlar. Örneğin kartonla kesilmiş bir kelimeyi doğru olarak çocuğa gösterip sonra karıştırıp çocuğun yapmasını istediğimizde doğru olarak yapamaz. 

SBazı çocuklar ise sağ ve sollarını ayırmakta güçlük çekerler. Çocukların bu davranışları aptallıklarına, inatçılıklarına yada söz dinlemediklerine  yorulur. Oysa bu çocuklar öğrenme güçlüğünden dolayı sağ ve sollarını karıştırırlar.

SBazı çocukların ise büyük devinimlerinde bir problem görülmezken genellikle  hareketlerinde bir becerisizlik görülür. Örneğin dikişe, el işine, yazıya yatkın olmaz. Dengelerini sağlayamazlar sık sık düşerler. Bisiklete binmeyi öğrenemezler, küçük parçaları birleştiremezler.

SKimi çocuklarında zaman kavramı gelişmemiştir. Haftanın hangi günü, hangi ay bunları bir türlü söyleyemezler.

SBazı çocukların vücut organlarını tam bildikleri halde resim çizerken eksiklikleri olur.

SBu çocukların görmelerinde bir problem olmadığı halde gördüklerini karıştırırlar. Örneğin; “bey-bay” , “silik-sinek” gibi benzer sözcüklerin aralarındaki farklılıkları göremedikleri, ayırt edemedikleri için birbirine karıştırırlar.

SBir çoğu hem yazarken hem de okurken kimi harfleri çevirir. “b” yi “d” , “d” yi “b” gibi yazarlar ve okurlar. Kimileri de “u” ve “n” harflerini ters çevirirler.

SGörme algısında sorun olan bazı çocuklar iyi resim yapamaz. Çizdikleri şeylerde önemli ayrıntılar bile eksik olur.

SGörme algısında sorun olan bazı çocuklar harflerle, sözcüklerle ya da resimlerle yapılan bulmacaları çözemez.

SÖğrenme güçlüğü olan bazı çocuklar fiilleri güç anlar, fiilleri isimden ayıramaz. Yürümek, koşmak, durmak gibi somut fiilleri anlamak pek zor olmasa bile, büyümek gibi soyut fiilleri anlamakta ve anlatmakta güçlük çekerler.

SBu çocukların çoğunun sosyal ilişkileri zayıftır. Arkadaş edinemez veya arkadaşlarıyla sürekli problem yaşarlar.  Sınıftaki çocukların kiminle oynadıkları araştırıldığında genellikle öğrenme güçlüğü gösteren çocuğu  görmezlikten  geldikleri  belirtilmektedir.Yine bu çocuklar arkadaşlarına olumsuz şeyler söyleme eğilimindedirler.Karşılığında sınıftaki tüm kişilerden olumsuz şeyler işitirler.

S Özgül öğrenme güçlüğü ile Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gerek ayrı ayrı gerekse birlikte görülebilseler de dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu bir özgül öğrenme güçlüğü değildir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gösteren çocukların her alanda ki işlevleri etkilenirken özgül öğrenme güçlüğü olan çocukların güçlükleri tek bir alan ya da birkaç alanda sınırlı olabilmektedir. Örneğin özgül öğrenme güçlüğü gösteren çocukların sadece okuma becerilerinde sadece yazma becerilerinde sadece aritmetik becerilerinde işlev bozukluğu görülebilmektedir.

ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUKLARIN KAYNAŞTIRMA YOLUYLA EĞİTİMİ VE SINIF ÖĞRETMENİNE ÖNERİLER

      Sınıf öğretmeni eğitime başlamadan önce çocuğu olduğu gibi kabul etmeli  ve çocuğun problemine yönelik gerekli kurum ve kişilerden uzman yardımı almalıdır. Sınıfında özgül öğrenme güçlüğüne sahip   öğrencisi olan öğretmenin bu öğrencinin  eğitimine yardımcı olurken  aşağıdaki önerileri dikkate alması faydalı olacaktır.
&Tüm çocukların eğitiminde olduğu gibi  öğrenme zorluğu olan çocuklarda eğitimin amacı onların toplumun ayrılmaz ve yararlı bir üyesi olmalarına ve yeteneklerini geliştirmeye , sosyal olgunluk kazanmalarına , kendilerine güvenlerini arttırmalarına ,yapacakları işte başarılı olmalarına ve bağımsız bir kişi olmalarına yardımcı olmaktır.
&Diğer problem alanlarında olduğu gibi özgül öğrenme güçlüğü olan çocukların da eğitimine erken başlanmalıdır.
&Çocuğa karşı yapamadıklarından dolayı olumsuz ifadeler kullanmaktan kaçınılmalıdır.
&Öğrencinin ailesi ile sürekli iletişim ve işbirliği içinde olarak okulda yapılan çalışmaların evde aile tarafından da desteklenmesini sağlanmalıdır.
&Olumlu ve destekleyici bir öğrenme ortamı yaratın. Öğretmen güler yüzlü ve coşkulu olduğunda, öğrencilerde bu özellikleri örnek alır ve kendilerini daha rahat ve güvende hissederler. Kaynaklar coşkulu öğretimin şu özellikler ile ilişkili olduğunu göstermektedir; Zengin içerikli ve hızlı bir anlatım yapılması, gözlerin hareket halinde olması, beden dilinin sıkça kullanılması, farklı duygu ve düşüncelerin yadırganmadan kabul edilmesi, yüksek enerji düzeyine sahip olunması gibi.
&Bu çocukların dikkatleri çabuk dağıldığı için sınıfta ön sıralara oturtulmalıdır. Tahtaya yazılanlar büyük ve düzgün olmalı, çocuğa defterine geçirebilmesi için fazladan zaman tanınmalıdır.
&Bu çocuklara öğretmeyi kolaylaştırmak için yapacağımız çalışmayı önceden planlamak, neyi nasıl öğreteceğimizi bir düzene koymak gerekir.
&Eğitim programları hazırlanırken  bu çocukların ihtiyaçlarına göre program hazırlanmalı mutlaka uzman kişilerden yardım alınmalıdır.
&Program hazırlanırken öncelikle çocuğun problem alanı saptanmalı ve o doğrultuda eğitim programları hazırlanmalıdır. Çünkü her çocukta görülen problem alanı birbirinden farklı olabilir.  Kimi özgül öğrenme güçlüğü çeken çocukta görsel algı bozukluğu varken kiminde işitsel ve devinimsel algı bozuklukları görülebilir.
&Eğitime başlanmadan mutlaka çocuğun seviyesi, öğrenme durumları kontrol edilmelidir. Çocuğun okuma yazmada ve diğer temel becerilerde yaşına uygun olup olmadığı mutlaka belirlenmeli ve bu doğrultuda eğitim programları hazırlanmalıdır.
&Öğretmenin, öğrenme zorluğunun hangi alanda olduğunu anlayabilmesi için çocuğun sadece akademik derslerde değil,  resim, müzik gibi beceriye dayalı dersleri ve  okul içi-  okul dışı tüm davranışlarıyla ilgilenmesi ve eğitim programını yapmadan önce çocuğun neleri öğrenmede zorluk çektiğini, hangi tür öğrenmelere hazır olduğunu, çeşitli davranışların olgunluk derecesini anlaması gerekir.
&Çocuğun öğrenme güçlüğü türüne göre farklı eğitim yöntemleri kullanılır. İşitsel algı bozukluğu olan öğrenciye kullanılan eğitim yöntemleri ile görsel algı bozukluğu olan öğrenciye kullanılan eğitim yöntemleri birbirinden farklıdır. Örneğin işitme ile ilgili zorluklarda kullanılan yöntemlerden biri öncelikle çocuğa sesleri ayırt etmesini öğretmek ve bunu başardıktan sonra yavaş yavaş bu sesleri kelime içinde kullanmaya başlatmak gerekir. Görme ile ilgili öğrenme güçlüğünü yenmek için kullanılan yöntemlerden biri çocuğun dokunma duyusunu kullanmak, öğretilmek istenen harfin üstünden parmağını geçirtmek, harfe bakmak ondan sonrada bakmadan yazdırmak ve hem izlerken hem de yazarken harfi ve kelimeyi söylemek ve söylettirmek gerekir.
&Çocuğun eğitiminde,  var olan tüm yetenekleri kullanmak gerekir. Örneğin işitme ile ilgili problemi olan bir çocuğa yalnız görmeyi kullanmak onun eğitiminde aksaklıklara neden olur. İşitsel algısında problem olsa da çocuğun işitsel yeteneği mutlaka kullanılmalıdır.
&Bu çocuklar fiilleri ve isimleri öğrenmekte güçlük çektikleri için, bu çocuklara fiilleri veya isimleri öğretirken göstererek ve yaparak öğretmek ve çocuğunda tekrar yapmasını istemek bu konuda güçlük yaşayan çocukların öğrenmesini kolaylaştıracaktır.
&Dili öğrenmede zorlanan çocuğa dili öğretmede izlenecek yol basitten karmaşığa, somuttan soyuta doğru olmalıdır.
&Bu çocuklara eğitim verirken çevrede çocuğun dikkatini dağıtacak uyaranların olmamasına dikkat edilmelidir. Çocuğa bir şey öğretmek için öğretilmek istenen şeye çocuğun dikkatinin çekilmesi gerekir.
&Kimi çocuklar isimleri hatırlamakta güçlük çekerler. Bu tür problemi olan çocuklar hatırlayamadıkları isimlerin ne işe yaradığını söyleyerek  anlatmaya çalışırlar. Bu gibi durumlarda isimleri cümle içinde kullanarak öğretmek veya cümle tamamlama çalışmaları yaparak o ismin belleğe yerleşmesini sağlamak veya çağrışım yöntemini kullanarak o ismin benzerini söyleyerek hangi ismi söylemek istediğini bulmasına yardımcı olmak yararlı olur. Bu konuda yapılacak diğer bir çalışma da karton ve ya kağıt üzerine öğretilmek istenen şeylerin resimleri çizilir veya yapıştırılır. Altlarına da adları yazılır. Çocuğa resme bakması ve altında yazılı olan adını okuması istenir. Çocuk kolaylıkla düşünmeden ve çabuk çabuk söyleyinceye kadar bu işlem tekrar ettirilir.
&Bazı çocuklar cümle kurmakta zorlanırlar. Bu tür çocukların da eğitiminde resimle çalışma yapmak yararlı olur. Çocuklara resimleri göstererek resimden ne anladıkları sorularak  gramer kurallarına uygun cümleler kurmaları istenir. Eğer bunu da yapamıyor ise cümlenin yarısını söyleyip çocuğun tamamlamasını istemek ve bu şekilde çalışmalar yapmak cümle kurmayı öğrenmesini kolaylaştırır. Bu tür çalışmalarda tümevarım yöntemi kullanılır. Önce sözcükler sonra cümleler sonrada hikayelere doğru bir geçiş yapılır.
&Bu çocukların okumadaki  zorluklarında da tümevarım yöntemi kullanılmaktadır. Okumayı öğretmek için harflerden başlanır ve ondan sonra sözcüklere geçilir. Öğretmen çocuğa sesli veya sessiz harflerden bir kaçını öğreterek  çocuktan bunlardan sözcük yapmasını ister. Çocuk birkaç sözcük öğrenir ve öğretmen çocuğun isteğini arttırmak için bu cümlelerden de paragraflar ve hikayeler yazmasını ister.
&Özgül öğrenme güçlüğü gösteren öğrenciler yönergeleri anlamamış olsalar bile anlamış gibi görünebilirler. Öğretmen açıklama ve yönergelerin anlaşılmamış olabileceğine ilişkin olarak uyanık olmalı ve yönergelerin açık bir şekilde ifade edilmesine özen göstermelidir veya yönergeleri tekrar etmelidir.  Yönergelerin basit, kısa ve net olmasına dikkat edilmelidir.
&Sınıfta özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklara da hiperaktivite ve dikkat eksikliği eşlik edebilir. Bu tür çocukların duvar tarafına oturtularak dikkatini dağıtacak unsurlardan uzak tutulmaları faydalı olur.
&Öğrenme güçlüğü olan çoğu çocuk hareketli ve  canlı olur, yerinde duramaz. Kalemi ile oynar, kitabın sayfalarını çevirir, oturduğu yerde kıpır kıpır kıpırdanır. Bu davranışları ile çevresindekileri rahatsız ettiğinin farkında değildir. Bu tür çocukların oturacakları iskemle sıra vs. sağlam olmalı , dikkatlerinin dağılmaması için de önlerinde hemen kullanacakları eşyalardan başka eşya olmamalıdır.
&Kimi özgül öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar  sözel olmayan ifadeleri ve insanların tepkilerini anlayamazlar. Bundan dolayı  olumsuz bir takım tepkilerle karşılaşırlar. Bu  tür problemi olan öğrencilere resimlerle veya birebir yapılan çalışmalarla  sözel olmayan tepkilerin ne ifade ettiği öğretilebilir.
&Çocukla konuşurken göz göze gelebileceğiniz bir seviyede ona bakarak karşılıklı oturarak konuşun. Dikkatini toplamasını kolaylaştırmak için abartılı mimikler ve sesler kullanmaktan kaçınmayın. İsimlerini söyleyerek seslenmek dikkatlerini toplamalarına yardımcı olur.
&Tekrar ve pratik, öğretilecek becerinin kazanılmasında çok önemlidir. Tekrarlara ve öğretilecek şeyin pratikte yapılmasına özen gösterin.
&Yapılan bir çalışmayı başardığı zaman mutlaka ödüllendirin, övün. Ancak kimi çocukları övünce de taşkınlık gösterir. Bu çocukları övmede aşırıya gitmemeli , çok iyi, aferin vs. ile yetinmelidir.
&Bu çocuklara sınav yaparken derslerin çeşidine göre sözlü yapmak veya yazılı yapılacaksa çoktan seçmeli test yapılması daha uygun olacaktır.
& Başaramayacağı ödevler, sorular ve sorumluluklar vermeyin.
&Sınıftan bir arkadaşının onunla çalışmasını ve çalışmalarında yardımcı olmasını sağlayın. Yardım edecek öğrencinin çocuğun sevdiği ve güvendiği bir öğrenci olmasına dikkat edin.
&Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklarla yapılan çalışmalar kısa sürmelidir. Bazı çocuklar bir işi yaptıktan sonra ondan sonraki aşamaya geçmeyi bir türlü sağlayamazlar. Bu yapılan bir işte veya konuşmada da görülebilir. Örneğin birbirinden farklı resimleri gösterdiğimizde ilk resmin ismini ondan sonra gelen resim içinde söyler. Bunun için o resimle yapılan çalışmadan sonra farklı bir resme geçtiğimiz söylenmelidir.
&Bu çocukların her günkü yaşayışlarını planlamak yararlı olur. Çocuk neden sonra neyi yapacağını bilirse davranışlarını daha kolaylıkla kontrol edebilir. Bu planlamaya çocuğun kendisinin de  katılması ona neden sonra  neyi  yapacağını daha iyi belirtir.
&Arada bir öğrenilen bilgiyi kalıcı kılmak  ve kapsamını  genişletmek amacıyla öğrencinin yeteneğine göre proje çalışmalarına yer verilmelidir.
&Olabildiğince, yanlışların yanı sıra doğruları ve güzel davranışları da yakalamaya ve ödüllendirmeye çalışın. Kaynaklar, öğretmenin olumlu özelliklere dikkati yöneltme sıklığının,olumsuz özelliklere dikkati yöneltme sıklığının üç katı olmasını önermektedir Daha net bir ifade ile, öğretmen sınıfta olumsuz durumlarla ilgili yaptığı her yorum yada uyarıya karşılık, ortalama üç kez olumlu özelliklerle ilgi yorum ya da ödüllendirme yapmalıdır.
&Uygun olmayan davranışları azaltmak için, başka öğrencilerin uygun davranışlarını ödüllendirin ama bu ödüllendirme şeklinin boyutları iyi ayarlanmalıdır, çünkü başarısız öğrenci kendisini küçük görebilir.

  1. Bu çocukların psiko-sosyal gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla, grup çalışmalarına yönlendirmek, sosyal kültürel çalışmalara katılmasını teşvik etmek ve kendisini ifade etmesi için uygun ortam oluşturmak gerekir.

       Öğrenme güçlüğü gösteren öğrencinizi diğer öğrencilerinizle kıyaslamayın ve onu olduğu gibi kabul edin.
Özgül öğrenme güçlüğü olan çocukların mutlaka özel eğitim uzmanından destek alması  gerekir. Ayrıca sınıf öğretmeni, aile, okul psikolojik danışmanı ve okul idaresinin işbirliği içinde olması, uygun ortam ve şartların mutlaka   oluşturulması gerekir.

 
 
 
 
---------------
 
 
---------------
 
SAYAÇ
Aktif Ziyaretçi
6
Bugün Tekil
166
Bugün Çoğul
241
Toplam Tekil
105934
Toplam Çoğul
156508
Ip 38.103.63.18
 
 
MEB'in katıldığı proje ve kampanyalar