Geçenlerde hoş bir mail geldi. Bunu sizlerle paylaşarak konuya girmek istedim.
İşte o yazı:
İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için.....
diyor ve devam ediyor yazı;
Hayat o kadar güzel ki yaşamasını bilen için. Bazen elimizdekilerin kıymetini kaybettiğimizde anlarız. Sonra geriye dönüp baktığımızda izleri kalır. Onları fark ederiz. Duygularda böyledir. Geride kalan kaybedilen için. Sonra anlarız ki hayatımızda ne kadar önemli ve yaşanması geç kalınmış bir şeylerin olduğunu .... W. SHAKESPEARE
Evet... Sizde etkilendiniz sanırım. İnsan bu tür yazıları okuyunca, hayatını korkusuzca adımlar atarak sürdürmesi gerektiğini düşünüyor. Çünkü varılan sonuç, ne kadar daha bu dünyada kalarak şu anki yaşantısını sürdürebileceği.
Ancak bazı şeyler var ki onları ne hayatımızdan tamamen çıkarabiliyoruz nede onlarla beraber huzurlu bir zaman geçirebiliyoruz. Kastettiğim şey “Sınavlar”.
Sınavlar günümüzde ilköğretim sınıflarının daha ilk yıllarında hayatımıza girmekte. Küçücük çocuklarımız daha oyun oynamanın verdiği keyfi yaşayamamışken, sınavların ağırlığını tepesinde hissetmekte. Bu kadarla da kalmıyor birde dereceye girip giremediği, sınavda kaçıncı olduğu, puanının kaç kişiden iyi olduğu gibi detaylarda aile bireylerinin en çok ilgilendiği konular oluyor. Düşünüldüğü zaman herkes kendine göre haklı aslında. Kimisi çocuğuna bırakacağı bir sermayesinin yada malının olmadığı için okuması, bunun içinde başarılı olması gerektiğini savunuyor. Kimisi kariyer edinmenin ne denli önemli olduğunu düşünüyor, bunun içinde başarılı olunması konusunda ısrarlı. En çokta sanırım sınavlarda rakibin çokluğu bizi düşündürüyor.
Elbette bunlar düşünülecek ancak hayatımızı, ne kendimize nede çocuğumuza zindan etmeden. OKS’de, Öğrenci Seçme Sınavında (ÖSS) olduğu gibi tekrar tekrar girme şansınız yok. Eğer OKS’de başarılı olursanız kendiniz gibi başarılı olmuş adaylarla bir arada okuma fırsatı bulacaksınız. Öyle olunca da ilk akla gelen başarılı öğrenciler, daha kaliteli okullar ve ÖSS’de daha yüksek başarı.
Bazı öğrenciler, ilköğretim okullarının 6. sınıflarından itibaren kazanmayı hedef belirledikleri bu sınav için hazırlanmaya başlıyorlar. Bir kısmı da ailelerinin isteklerinden dolayı sınava hazırlanmaya çalışıyor. Kendi isteği ile hazırlanan öğrenciler için bir sorun yok ancak ailelerinin zoru ile sınavda başarılı olma kaygısı taşıyan öğrenciler için hayat zehir oluyor. Ergenlik gibi zor bir döneme doğru ilerlediklerini de unutmamak lazım.
Aslında yıllardır sınavlar konusunda çocuğundan şikayetçi olmayan veli duymadım. Çocuğunun ders çalışmadığından, dershaneden yeterince faydalanmadığından, etütlere katılmadığından, test çözmediğinden vb. sürekli şikayet edilir. Öğrenci tarafından baktığımızda da durum çok farklı değil. Çünkü onlarda velilerinden şikayetçiler. Evde çok baskı yapıldığından, sürekli ders çalışılmasının istendiğinden, yeterince kendine vakit ayıramadığından yakınırlar. Belki de bu durum, sınavlar, veliler ve öğrenciler olduğu sürece
sürüp gidecek. Zamanında çocuğumuza belki de bu sınavların kendisi için ne anlama geldiği doğru bir şekilde anlatılırsa daha az sıkıntı yaşanır.
Zamanını iyi kullanan bir öğrenci hem verimli ders çalıştığı için hem de kendine vakit ayırabildiği için mutlu olacaktır. Bunu başaramıyorsa, çoğunlukla ailesi ile çatışma yaşar. Taşıdığı sınav stresine bir de ailesi ile olan gerginliği eklenir. Aslında çözüm kolay. Her şeye ayırdığımız gibi ders çalışmaya da düzenli vakit ayırır, kendimizi başaracağımız konusunda motive eder ve sınavlardan korkmazsak sanırım % 70-80 lik bir kısmını çözmüş oluruz. Eh gerisi zekanıza kalıyor.
Korkusuz adımlarla yürüyeceğiniz, başarılı bir hayat sürmeniz dileği ile...
MELTEM KAŞIKÇI
PSİKOLOJİK DANIŞMAN
DUYURULAR
---------------
2006 - 2007 yılı Kayseri İli Madde Kullanımı ve Şiddet olaylarının önlenmesi il eylem planı gereğince ilimizde bütün taraflara şiddet olayları ve madde kullanımına yönelik danışma hizmeti vermek, tarafları hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve başvuru ve şikayetleri almak amacıyla bu bölüm hazırlanmıştır.