Ana Menü
 
Hizmetleri
 
Hizmetleri
 
-----------
 
---------------
 
 
 
Konuşma Engelli Çocuklar

KONUŞMA ENGELLİ ÇOCUKLAR

            Konuşma veya sözlü iletişim insanoğlunun günlük yaşantısında en çok kullandığı araçlardan biridir. Eğitimde başvurulan etkinliklerin birçoğu da konuşmaya dayanmaktadır. Bu aracın kusurlu yani konuşmanın özürlü olması çocuğun okul içi ve dışı yaşantılarında güçlük yaratmaktadır. Konuşma özrüne dayalı olan bu güçlükler bazen uyum problemi haline gelmektedir. Eğitimde konuşma  özrü çoğunlukla öğrenimi tıkayan engelleyen, bozan bir problem haline gelmektedir. Sınıfında böylesi öğrencisi bulunan öğretmenlerde bu acı gerçeği bilir.
İnsanın yaşamında önemli bir yeri olan konuşmanın bir çok tanımı yapılmaktadır. Bu tanımların ortak yanı kişinin kendisiyle ve çevresiyle dengeli ilişki kurma ve sürdürmesine yarayan geleneksel sembollerin yer aldığı bir iletişim sistemidir. Konuşmada kişinin kendi kendini anlatması ve doyurması yer alır.
Konuşma Engeli:  Konuşma esnasında dinleyenlerin ne söylendiğine değil de nasıl söylendiğinde dikkat ediyor, çoğu konuşmayı umduklarından farklı buluyor ve konuşan ne söyleyeceğini değil de nasıl söyleyeceğini düşünüyor ise bu konuşma engeli  sayılabilir. Milli Eğitim Bakanlığının Özel Eğitim Hizmetleri  yönetmeliğinde konuşma özrü “ konuşmanın akışında, ritminde, tizliğinde, vurgularında, ses birimlerinin çıkarılışında, eklemlenişinde, artikülasyonun da, anlamında bozukluğu bulunana konuşma özürlü denir.”  
Konuşma anlaşılır şekilde değilse ses bozuk ve tırmalayıcı ise, ritimlerinde ve vurgularında bozukluk var ise, konuşan kişinin yaşı, fiziksel yapısına göre konuşmasını iyi geliştirememişse, kelime haznesi ve gramer bakımından yetersiz ise o bireyde konuşma özrü vardır diyebiliriz.
Konuşma Engelinin Türleri;

  1. Gecikmiş Konuşma
  2. Ses Bozukluğu
  3. Artikülasyon Bozukluğu
  4. Kekemelik
  5. İşitme Engeline Bağlı Konuşma Bozuklukları
  6. Yarık Damak ve Beyin Engeline Bağlı Konuşma Bozuklukları
  7. Yabancı Dil ve Bölgesel Konuşma Ayrılıklarına Bağlı Konuşma Bozukluklar
GECİKMİŞ KONUŞMA

Çocuğun konuşması kendi yaşından beklenenden çok geri ya da konuşma gelişimi açısından daha yavaş bir gelişme gösteriyorsa o konuşma gecikmiş konuşma olarak adlandırılır. Bu, bir bakıma çocuğun bebeklik çağında geçirmesi gereken konuşma gelişim aşamalarından birinde duraklayıp kalması ya da o aşamalardan birine geri dönüş yapma halidir.
Konuşmalarında gecikme olan çocukların ;

  1. Konuşmaları kısıtlıdır.
  2. Kısıtlılık hiç konuşmamaktan çok zor anlaşılabilen birkaç sözcük söyleyebilme arasında değişir.
  3. Sözcük dağarcıkları da yetersizdir.
  4. Akranlarına oranla pek az sözcük bilirler.
  5. Tümce kurmada da güçlük çekerler
  6. İsteklerini tümce ya da başka sözcüklerle anlatma yerine jest, mimik ya da başka tür işaretler kullanırlar.
  7. Başkalarının konuşmalarına ilgi duymazlar ve dinlemezler. Durmadan ses çıkarırlar fakat çıkardıkları sesler konuşma özelliği göstermez, sesleri çok çabuk çıkarırlar izlemek oldukça güçtür.
  8. İsteklerini, duygularını doğrudan fizik hareketlerle belli ederler. Bu, çoğunlukla insanlara eşyalara  vurma, çarpma, itme gibi beden gücüyle yapılır.
  9. Bazıları topluluktan uzak durma, ayrı kalma eğilimindedirler. Çoğunlukla ayrı bir odaya, odanın bir köşesine çekilmek ve kendi başlarına oynamak isterler.
  10. Daha çabuk ağlama, bağırma, oyuncaklarını atma, fırlatma, kırma, yırtma, dağıtma gibi hırçınlıklar da görülebilir.
GECİKMİŞ KONUŞMANIN NEDENLERİ
  1. Zeka Geriliği: Zihin düzeyiyle konuşma gelişimi arasında ilişki vardır. Zeka geriliğini oluşturan ya da zeka gelişimini engelleyen nedenlerin bir çoğu konuşma gelişimini de engelleyen nedenlerdir.
  2. Sağlık Durumu: Konuşma gelişim dönemlerinde uzun süren ve ağır geçen hastalıklar çocuğun konuşma gelişimini etkiler. Hastalık birinci yaşta olursa konuşma gelişimini daha çok engeller. Hastalık çocuğun konuşmaya öykünme hevesini kırar. Hastalık sadece çocuğun babıldama döneminde değil diğer gelişim dönemlerinde de konuşmanın kazanılmasını geciktirebilir, güçleştirebilir ya da durdurabilir. Yapısal bozukluklarda konuşmayı geciktirir.
  3. İşitme Kaybı: Çocuk konuşmayı tam olarak kazanmadan önce işitmesi özürlü hale gelirse konuşma gelişimi bundan olumsuz yönde etkilenir. İşitme kaybı ne kadar çok olursa konuşma o kadar çok engellenir.
  4. Devinimsel Uyum Güçlüğü: Konuşmayı sağlayan birden çok organ vardır. Konuşmada çene, dudak, dil ve damak gibi konuşma organlarının kontrollü ve uyumlu işbirliği önemlidir. Eğer çocuk bu uyumu ve kontrolü sağlayamazsa konuşmada gecikme görülebilir.
  5. Duygusal Çatışma: Çocuğun yaşamış olduğu bir takım duygusal problemler ( sevgi gereksinimlerinin doyurulmayışı, kardeş kıskançlığı, kazalar ya da diğer şoklar, korkular) konuşma da gecikmeye neden olabilir.
  6. Aile ve Çevre Koşulları: Konuşma uygun sosyal ortamda kazanılır. Eğer aile uygun ortamda çocuğu güdülemez ya da aşırı baskıcı bir eğitim uygularsa çocuğun konuşmasında gecikmeye neden olabilir.

 

GECİKMİŞ KONUŞMA  GÖSTEREN ÖĞRENCİLERİN ÖĞRETMENLERİNE ÖNERİLER

&Sınıf öğretmeni sınıfında konuşması anlaşılmayan öğrencisi olduğunda bu öğrencileri ilgili kurumlara yönlendirmelidir.

&Çocuk kendisine öğretilen yeni sözcükleri günlük yaşamında kullanmaya özendirilmelidir.

&Konuşma ancak konuşmakla kazanılır ve konuştukça pekişir. Konuşma zevkli bir uğraş haline getirilir ve bir işe yaradığı gösterilirse çocuk konuşmaya istek duyar. Ama gecikmiş konuşma gösteren çocukların bazılarında hiç konuşma görülmez. Bu tür çocuklara gereksinim yaratmak için çocuğun yanında onun duyabileceği gürlükte, izleyebileceği hızda, anlayabileceği sadelik, hoşlanabileceği tonda konuşmak yararlı olur.

&Çocuğun konuşma girişimleri izlenir ve desteklenirse, konuşma isteği ve arzusu artacaktır. 

&Çocukla ilişkide bulunurken onlarla konuşma gereksinimi yaratmak için sessiz jest ve mimiklerle yapılan anlatımları görmezden gelmekte yarar vardır.

&Çocuk yanındayken öğretmen  kendi kendine yüksek sesle ve çok konuşmalıdır. Bu konuşma çocukla birlikte bir iş ya da hareket yaparken olmalıdır. Örneğin “öğretmen şu anda tebeşiri eline aldı, tahtaya yazı yazdı sonra öğrencilerden defterlerine yazmalarını istedi” gibi konuşmalar çocukla birlikte yapılırsa faydalı olur.

&Çocukla onun anlayabileceği basit cümleler ve kalıplar içinde konuşun.

&Eğer çevrede birden fazla dil kullanılıyorsa konuşması pekişinceye kadar tek dil üzerinde konuşmaya alıştırılması gerekir.

&Sınıfta hem bu çocuğun hem de diğer çocukların konuşmalarını geliştirmeye yönelik uygun ortamlar sağlanmalıdır.

&Çocuk her gün en çok kullanmak zorunda olduğu temel sözcüklerden oluşan bir sözcük dağarcığına kavuşturulmalıdır. Öncelikle bu dağarcık günlük yaşamda en çok kullandığı sözcüklerden oluşturulmalı, basitten zora doğru bir sıra izlenmeli bu sözcüklerin sesleri önce ayrı ayrı öğretilmeli,  çocuk bu sesleri çıkarabilir duruma geldikten sonra birleştirerek sözcükler oluşturulmasına geçilmelidir.

&Gecikmiş konuşma engeli olan çocuklarda öncelikle sesleri tek tek çıkarması sağlandıktan sonra ona bu sesleri sırayla ulayarak tek heceli ve kısa sözcükler oluşturmasını öğretmek gerekir. Bu çalışmalarda oyun şeklinde desenlenirse çocuğun dikkat süresini arttırır ve ilgisini çeker ve çocuk sıkılmaz.

ARTİKÜLASYON BOZUKLUĞU

 

            Artikülasyon bozukluğu konuşma seslerinin çıkartılış yerlerinde biçimlerinde zamanlamasında, yönünde, hızında, basıncında hataların yapılması ya da dudakların, dilin, yumuşak damağın, yutağın birlikte hareketlerinin hatalı olması sonucunda ortaya çıkan bir sorundur. Bireyin yaşına uygun ve konuşma gelişimi dönemine uygun olarak konuşmasında beklenen düzgünlüğün ve ses uyumunun olmamasıdır. Artikülasyon bozukluğu dört farklı şekilde görülmektedir.

  1. Ses Atlamaları: Seslerin atlanması veya düşürülmesi şeklinde görülür. Örneğin; “kapı” yerine “apı”, “saat” yerine “sat” gibi.
  2. Ses Eklenmesi: Kelimenin içindeki bir sesin yanına aynı sesin eklenmesi veya başka bir ünsüzünde eklenerek çıkarılmasıdır. Örneğin; “aşağı” yerine “aşşağı”, “saat” yerine “sahat” gibi.
  3. Yerine Koyma: Kelime içindeki bir sesin yerine başka bir sesin konması şeklinde görülür. Örneğin; “arı” yerine “ayı”, “araba” yerine “ayaba”, kitap yerine “kipat” gibi
  4. Sesin Bozulması veya Ses Çarpıtmaları: Asıl çıkarılması gereken sesin yerine olduğundan başka bir ses çıkarılması durumudur. Örneğin; “karagöz” yerine “kax göz” gibi.
ARTİKÜLASYON BOZUKLUĞUNUN NEDENLERİ
  1. Yapısal Nedenler: Konuşma organlarındaki bir takım yapısal bozukluklar artikülasyon bozukluğuna neden olabilir. Üst dudak yarıklığı, dudağın çok ince veya kalın olması, dişlerin düzensiz dizilişi veya noksanlığı,  çenenin yapısı veya çenenin aşağı yukarı hareketlerinde hareket yeteneğinin sınırlılığı, dilin dil yatağına oranla büyük veya küçük olması dil bağının öne çıkması, dil kasları veya sinirlerdeki bozukluklar, burun kemiğinin eğri çatlak olması, burunda et bulunması gibi organik nedenler artikülasyon bozukluğuna neden olmaktadır.
  2. İşlevsel (Görevsel) Nedenler: Konuşma organlarında herhangi bir yapısal bozukluk olmadığı halde eğer çevre şartları olumsuz ise artikülasyon bozukluğu görülebilir. Konuşma organlarının yanlış öğrenme ve alışkanlıklar sonucu görevlerini tam yerine getirememeleri, evde konuşulan dilin yeterince zengin olmaması veya ikinci bir dilin konuşuluyor olması ailenin veya çevrenin çocuğun konuşmayı öğrenme aşamasında aşırı baskılı ve katı tutumu artikülasyon bozukluğuna neden olabilir.
  3. Psikolojik Nedenler: Çocuğun yaşamış olduğu duygusal problemler, ailenin yaşamış olduğu ekonomik problemler, çocuğun içine kapanık olması, zihinsel bir takım problemler artikülasyon bozukluğuna neden olabilir.

 

 

ARTİKÜLASYON BOZUKLUĞU OLAN ÖĞRENCİLERİN ÖĞRETMENLERİNE ÖNERİLER

 

&Artikülasyon bozukluğu uygun eğitim ortamı sağlandığı zaman düzeltilebilecek bir problemdir. Eğitimcilerin bu konuda nasıl yardımcı olacaklarını bilmesi bu problemin çözümünde  fayda sağlayacaktır.

&Sınıfta öğretmen bir takım etkinlikler yaparak çocuğun çıkarmış olduğu hatalı sesi öğrenmesine ve düzeltmesine dikkatinin çekilmesine yardımcı olur. Örneğin; şarkı, masal, kasetler dinlettirilerek çocuğun hatalı çıkardığı sesin doğrusunu öğrenmesi ve dikkatinin çekilmesi sağlanır.

&Öğretmen sınıfındaki diğer öğrencilere artikülasyon bozukluğu hakkında bilgi vermeli ve bu problemi eğitimle ortadan kaldırılacak bir bozukluk olduğunu ve artikülasyon bozukluğu olan  arkadaşlarını duygusal yönden desteklemelerinin  faydalı olacağını anlatmalıdır.

&Artikülasyon bozukluğu bireyin yaşıtlarına göre yanlış sesler çıkartması ve kullanması, söylemesi bir sesin yerine başka bir sesi söylemi olarak gözlenmektedir. Sınıflarında artikülasyon bozukluğu olan çocuklar tamamen sınıf öğretmeninin anlayış ve çabasına kalmaktadır.

&Öğretmen çocuğa karşı sevecen, sabırlı ve özverili olmalıdır. Çocuğun hatalı çıkardığı sesi hemen doğru olarak kazanamayacağı için aceleci davranmamalıdır.

&Öğretmen önce çocuğun artikülasyonun çeşidini ve çıkardığı hatalı sesleri bilmesi gerekmektedir. Bu nedenle çalışmanın ilk aşaması hatalı sesin, doğru olarak çıkarılması ile başlanmalı ve doğru olarak çıkarmaya başladığı sesi cümle içinde kullanma çalışmaları yapılmalıdır.

&Öğretmen Türkçe dersinde artikülasyon bozukluğu olan çocuklara daha çok söz verilmelidir. Parçanın her okunuşunda çocuğun çıkardığı sese çocuğun dikkatini çekmeli ve öğretmen tarafından doğru telaffuz edilerek çocuğun tekrarlaması istenmelidir. Artikülasyon bozukluğu olan çocuklarda hatalı çıkardığı seslerden oluşan isteklerde bulunmalıdır. Örneğin “r” harfini çıkartmakta zorlanan bir çocuğa içinde “r” harfi olan kelimelerden cümleler kurarak çocuğun tekrar etmesini istemelidir.

&Öğretmen bu çocuklara sınıf içi veya sınıf dışında bir takım görev ve sorumluluklar vererek günlük konuşmalarının desteklenmesi ve bu konuşmalarda yapmış olduğu hatalara dikkat çekilmesi sağlanmalıdır.

&Sınıfta bu çocuklarla çalışırken bir okuma parçasında bilinçli hatalar yaparak çocuğun bu hataları bulması istenebilir.

KEKEMELİK

 

            Konuşmanın doğal akışının bir biçimde kesintiye uğramasıdır. Bireyin istemsiz olarak sesleri uzatması, kimi sesleri üretirken zorluk çekmesi, bir sesi, heceyi yada sözcüğü tekrarlaması biçiminde görülebilir. Genellikle erken dönem çocukluk evresinde başlar. Kekemelik konuşma engelleri arasında oran itibariyle az olmasına rağmen etki bakımından çok önemli yer tutan bir engel türüdür. Kekemelik kız çocuklarına oranla erkek çocuklar arasında daha sık görülmekte, derecesi de erkek çocuklarda kızlara oranla daha fazla ve uzun süreli olmaktadır. Erkeklerde daha fazla görülmesinin nedeni olarak da  uzmanlar beklentilerin kızlara oranla erkeklerde daha fazla olmasından kaynaklandığını belirtmektedirler. 
Kekemelik çocukların cümle kurmaya başlama aşamasında ortaya çıkan bir problemdir. 2,5- 3 yaşları ile 5 yaş arasındaki çocukların %4’ ünde, ileriki yaşlardaki çocukların %1’ inde görülmektedir.
Kelimelerdeki ilk hecelerin veya bütün kelimenin birkaç defa tekrarı , kelimeleri bölme, sesleri ve heceleri uzatarak söyleme, cümle içinde şey, işte gibi ifadeler yerleştirme, anlamsız seslerle gırtlağı destekleme, kelime yutma, cümle başında ve içinde duraklama ve uzun boşluklar, zorlanılan kelimeleri daha kolay söylenenle değiştirme, düzeltme, kelimelerin aniden kesilmesi gibi çeşitli takılma örnekleri vardır.Takılmanın nedeni gırtlaktan hava akımının bozulması ve fonasyonun (ses çıkarmanın) gecikmesidir. Çocuk aniden durur ve yeniden başlar; sanki ağzını açmakta zorlanıyormuş gibidir ve bu gerginlik, yüzünde fark edilir. Artık kekelediğinin de farkında olmakla kalmayıp bunun huzursuzluğunu da yaşamaktadır. Belirtilerin yoğunlaşması zamanla kendini sosyal etkileşimde de gösterir ve artık çocuğun hayatında “ Dinleyenin reaksiyonları” da söz konusudur. Dinleyenin rahatsızlığı, müdahaleciliği veya alaycılığı gibi çevresel tepkilerin her biri çocuk için diyaloğa girmekten kaçınma nedenidir. Kekeleme artık sosyal ilişkileri ve yaşam stilini etkilemekte, çocuğun ( ergenin ) kendilik imajını büyük oranda zedelemektedir. Konuşmaya dayalı aktivitelerden, bedelleri pahasına uzak durulur.

KEKEMELİĞİN NEDENLERİ

            Kekemeliğin nedenleri konusunda çok farklı görüşler vardır.
1) Kekemeliğin bireydeki yapısal bozukluklardan kaynaklandığını ileri sürenler, 2)  Konuşmanın öğrenilmiş bir davranış olduğunu kekemeliğinde öğrenme sonucu ortaya çıktığını savunanlar, 
3) Kekemeliğin kişilik bozukluklarından kaynaklandığını söyleyen görüşlerde vardır. Ayrıca ailenin veya çevrenin çocuğu aşırı derecede konuşmaya zorlaması ve baskı altına alması sonucu çocuğun kekemeliği bir direniş davranışı olarak gösterdiğini söyleyen uzmanlar bulunmaktadır. Çocuğun yaşamış olduğu bir takım duygusal problemler ( kardeş doğumu, ayrılık kaygısı, korkular, yaşamış olduğu bir takım travmalar) veya ailenin çocuk eğitiminde baskıcı tutumları da kekemeliğe neden olabilmektedir.

KEKEME OLAN ÖĞRENCİLERİN SINIF ÖĞRETMENLERİNE ÖNERİLER

 

&Sabırla onu dinleyin, konuşmasını “olay” yapmayın. Bazı kelimeleri söyleyememek , takılmak, ona çok sıkıntı verebilir. Böyle zamanlarda bir şey söylemek ihtiyacı duyabilirsiniz. Bu durumlarda, ses tonunuzda acımak, olumsuz bir yorum, kaygı ya da şaşkınlık ifadesi bulunmaksızın, hatta bazen hafifçe gülümseyerek bu kelime uğraştırdı seni gibi sözlerle söyleyin. Bu gibi sözler onun çabasını fark ettiğinizi ve kekelediği için onu suçlamadığınızı ifade edin.

&Çocuğu kekeme diye damgalamayınız. Siz damgalarsanız oda kendini kekeme görmeye başlar. Oysa damgalanmadığında çocuk bu dönemi kendiliğinden tehlikesizce atlatabilir.

&Çocuk konuşurken onun dudak devinimlerine değil gözlerinin içine bakınız.

& Ona özel ödevler veriniz. Konuşma ödevi, okul müdürüne yada bir yetişkine , yandaki sınıf öğretmenine iletilecek haber, oradan aldırılacak bir şey için görevlendirme gibi.

&Konuşmasını düzeltmekten “ Daha yavaş konuşursan kekelemezsin” , “ Yüzünü öyle yapma” gibi iyi niyetli ama suçlayıcı etkileri olabilecek olumsuz ifadelerden kaçının.

&Yaşadığı konuşma güçlüğü hakkındaki duygularını onla konuşmaktan çekinmeyin. Çocuk konuyu açtığı zamanlar da  onun duygularını tanıyın ve paylaşın, akıcı olmayan  konuşma hakkında konuşmak tabu değildir. Herkesin bazı güçlükleri olabileceğini ifade edin.

&Çocuğun nasıl söylediğinden çok, ne söylediğini dikkatle dinleyin, konuşmaya müdahale etmeden göz ilişkisini sürdürün. Çocuğun konuşmasını onun yerine tamamlamayın.

&Çocukla konuşurken kısa, kurallı ve basit cümleler kullanın, ifadeler açık ve kolay anlaşılır olsun. Siz konuştuktan sonra, çocuğun size cevap verebileceği yeterli zamanı tanıyın.
&Çocuğunuz akıcı konuşmadığında da akıcı konuştuğundaki gibi davranın. Onu baskı altına almaksızın konuşması için cesaretlendirin. Sakin bir konuşma ve dinleme ortamını sağlamaya çalışın.

&Çocukta ara sıra oluşan kekemeliğin özgüven eksikliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Kendine güveni olmayan çocuk sınıf ortamında olsun diğer çevrelerde olsun kendini ifade etmekte korkar. Bu korku çocuğu kemeliğe iter.  2-6 yaş döneminde her çocukta kekemelik oluşabilir. Ancak olumlu anne-baba ve öğretmen tutumları çocuğun bunu sağlıklı bir biçimde atlatmasını sağlar. Ama sürekli eleştirilen, konuşmasına fırsat tanınmayan aile tutumları çocukta kekemeliğin kalıcı olmasına neden olur.

&Bu çocuklara diğer çocuklardan farklı davranmak  görev ve sorumluluklar  vermekten kaçınmak doğru değildir. Bu çocuklara güvenin ve yapacakları işler konusunda destek olun. Öğrenme sevgisini aşılayın, kitap okumasına yardımcı olun.

&Ara sıra kekemeliği olan çocuğun kendini ifade etmesi ve rahatça konuşabilmesi için uygun ortamlar oluşturulmalıdır. Örneğin normal ders akışı içinde kekemeliği nedeniyle etkinliklere katılmak, sorulara cevap vermek istemeyen bir çocuğa müzik dersinde şarkı söyleterek, beden eğitimi dersinde takım kaptanlığı vererek yada sınıfta zaman kısıtlamasının olmaması koşuluyla kısa bir şiir okutarak özgüven kazanması konusunda yardımcı olunabilir.

&Bu çocuklar okuma çalışmaları yaparken sakin ol, heyecanlanma, yavaş oku gibi telkinlerden  ve bu tür çocuklarında içinde bulunduğu okuma yarışmalarından uzak durun. Yapılan bu tip  yarışmalar kekeme olan  öğrencilerin korkulu rüyası olacağından kendilerine olan güvenlerini kaybetmelerine neden olabilmektedir.

&Çocuğun sınıf içinde alay konusu olmaması yada rencide edilmemesi için diğer öğrencilerle uygun bir sırada konuşulmalı ve sınıf içindeki davranışlarla olumlu örnek olunmalıdır. Ders esnasında söz hakkı öncelikli verilmeli ve beklerken yaşayacağı gerginlik azaltılmalıdır.

&Sınıf içerisinde veya grup önünde çocuk kesinlikle sert biçimde eleştirilmemeli, düzgün konuştuğunda takdir edilmelidir.

 
 
DUYURULAR
 
 
---------------
2006 - 2007 yılı Kayseri İli Madde Kullanımı ve Şiddet olaylarının önlenmesi il eylem planı gereğince ilimizde bütün taraflara şiddet olayları ve madde kullanımına yönelik danışma hizmeti vermek, tarafları hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve başvuru ve şikayetleri almak amacıyla bu bölüm hazırlanmıştır.
Bu bölümdeki paylaşımlarda gizlilik esastır; kimlik bilgilerinizi açıklamayabilirsiniz. Görüş bildirmek için tıklayınız...
 
 
 
---------------
 
---------------
 
 
SAYAÇ
Aktif Ziyaretçi
14
Bugün Tekil
21
Bugün Çoğul
35
Toplam Tekil
223484
Toplam Çoğul
353940
Ip 38.107.191.109
 
 
MEB'in katıldığı proje ve kampanyalar