Farkediş...
 


Muharrem EROĞLU
Psikolojik Danışman

Ruhumuzun derinliklerinde bizden habersiz yaşayan bir dolu misafir var. Yalnız üç beş oda aydınlık. Işık üst katlarda. Gerisiyse hep karanlık. Bize tanıdık gelenler genelde acılarımız. Eriyen, kanayan taraflar. Rüyalar, hayallerse sanki bir başkasına ait. Bu başkası bazen Don Kişot ve bazen Polyanna… Ama hepsi güzel yanılsamalar.

Geriye kalan ve çokça bize ait olan bu karanlık besleniyor. Bizi mutluluktan ve kutsal şimdiden ayıran karanlık, başka sistemlerin aydınlığına hizmet ediyor. Zihnimizi kendi öğretilerine hizmetkâr eden modern vaizler, aydınlığa namzet taraflarımızı karartıyor. Öyle ki, şimdiye ve sonrasına dair tüm anlam verme çabalarımız, bu kısırdöngünün kurbanı oluyor.
 
Mutluluk ve kendini gerçekleştirme en çok istediklerimizden. Belki piramidin üstlerine çıkabilmek… Ama bu piramidi bir Babil Kulesine çevirmeden, sonsuz bir tırmanışa dönüştürmeden ve belki Narkissos’un sularına düşmeden…
   
Daha az tüketmek, daha az istemek, yetinmeyi bilmek küçük şeylerden… Sevmek için sevilmeyi, vermek için almayı beklememek. Muhtaç olana yaptığın sessiz bir yardım, çözüm olabilir mi? Mutluluğumuza yeter mi?
   
Hani denir ya her arayan bulamaz ama bulanlar yalnızca arayanlardır diye… Bu bulma çabası bir mevcud-u mutlak değil. Bu bulma çabası üst perdeden söylenen gizemli ve büyük laflar da değil. Bu bulma çabası yazılmamış bir yazı, söylenmemiş bir söz değil. Aslında tüm bu çabaların ve bu yolda ilerlerken geride kalanların tamamı bulmak istediklerimiz… Yaşadıklarımız değil anımsadıklarımız, cevaplarımız değil sorularımız, verdiğimiz hükümler değil karasızlığımız. Tamam olma yâda bütün olma değil aradığımız. Aradığımız aslında sadece yarım kalmışlığımız…
   
 
 
 
© 2011 Kayseri Rehberlik Araştırma Merkezi Müdürlüğü. Tüm hakları saklıdır.
Tasarım: Mehmet ÖZÖREN